History
Deri tabaklama hiç süphesiz insanoglu tarafindan yerine getirilen en eski uğraşılardan biridir. Başlangıçta, deriler avlama ya da canlı hayvan büyütme yoluyla temin edilerek giysi ya da tente yapımında kullanılır, fakat bunlar düşük ısıda sertleşme eğilimine girerdi, aynı zamanda sıcak ortamda da çürümeye yüz tutardı. Sanırız o zamanlar insanoğlu, deriyi hayvan yağı gibi maddelere sürterek daha esnek ve daha dayanıklı hale getirmek için çalişmalara başlamış, Asurlular ve Homer'in İlyada metinlerinde geçen ilk basit tabaklama işlemlerinin yapilmaya başlandiği ortaya çıkmıstır. Diğer bir işleme tarzı olan tütsüleme de, neredeyse bir kaza eseri başladığından eminiz ki, bir süre sonra formaldehit tabaklamaya geçildi ki, bu madde yeşil yaprak ve dalları yakarak elde edilen buharlar içinde mevcut bulunmaktaydı. Bununla beraber kısa zaman sonra tespit edildiği kadarıyla, çürümenin kurutma yoluyla önlenemeyeceğinin farkına varılmış, ve böylece deriyi güneşte kurutmak ya da tuzlamak suretiyle yerine getirilen islemlere son verilmiştir. Nebati tabaklama işlemi de çok eski zamanlardan beri varolduğu bilinmekle beraber bazı bitkilerin içinde (özellikle mese) mevcut bulunan tanen maddesi tarafından nasıl tabaklama yapıldığı insanlarca keşfedilmiştir. Eski zamanlardan bilinen diğer bir yöntem olan sepileme işleminde, kullanılan sap adı verilen ve doğada özellikle de volkanik bölgelerde bol miktarda yer alan bir mineral kullanılmaktadır.
Bu metotlar, günler geçtikçe daha iyi tanınan ve etkinliği belirlenen şekliyle, eski zamanlardan beri günümüze kadar kullanılıp neredeyse bir yüzyil aşarak bugünkü haline gelmiş bulunmaktadır. Burada bahsi geçen tekniklerin geniş anlamda kullanıldığını bir takım yazılı belgelerle birlikte boyamalar ve bazı arkeolojik bulgularla saptamaktayız. Mezopotamya'da milattan önce beşinci ve üçüncü bin yıllar içinde, örnegin Sümerliler tarafından derilerin bayanlar için uzun giysi ve başörtüsü yapımında kullanıldığını görüyoruz. Asurlular deriyi ayak giysisi olarak kullanmış fakat ancak sıvı madde taşıma gereci olarak ve ayni zamanda sallar için şişirmeli duba şeklinde kullanmıştır. Mamafih, günümüzde "Maroken" adi altında bilinen ilk işlenmiş deri türü eski Hint medeniyeti tarafından bulunmuştur.
Mısırlılar da giysi (hatta eldiven), alet, silah ya da basitce süs olarak deri işlemede bir takım yetenekler oluşturmuş ve kullanmışlardır. Tarihci, Strabo, Fenikelilerin geliştirmiş bulunduğu bir yöntemden bahseder ve ondan su boruları yaptıklarını iddia eder. Romalılar döneminde, deri imparatorluk illerinin hepsinde kullanılır, hatta daha etkin tabaklama teknikleri bunların yerel olarak geliştirilmediği bölgelere sunulurdu. Deri tabaklamaya ilişkin olarak yerine getirilen bu uygulamalar, batı dünyasına Marco Polo tarafından tanıtılana kadar bilinmiyordu. "Seyahatler" adlı eserinde kendisi Mogolların deriden yapılma şişe, kapak, maske ve kep kullandığını, bunların artistik biçimde dekore edildiğini, ve kendisi tarafından verilen ismi ile "Rus Derisi" ile kendine has bir kokusu olan şekli vurgulamıştır. 12'inci yüzyılda işleme teknikleri arasına katılan yeni bir takım uygulamalar sayesinde o zaman ve bir önceki yüzyıla kıyasla, tabaklama sisteminde fazla önemli değişiklik meydana gelmediğini görüyoruz. Yağli tabaklama uygulamasi bile, koruyucu giysiler üretiminde kullanılırken, sepileme islemi her zaman da tatmin edici sonuçlar vermemekteydi. Böylece, derinin dayanıklılığını arttırmak özellikle de boyama için görüntüsünü geliştirmek amacıyla farklı bir takım perdahlama yöntemleri kullanılmıştır.
Ürünler, her ne kadar pratik bulunmakla beraber, aynı zamanda dekorasyon için duyulan ihtiyacı da karşılardı. On dördüncü yüzyılda, örneğin, deri iskemle, koltuk ve isçilik gerektiren hatta daha sonraları bir sanat dalına dönüşen islemecilikte ahsap ile birlikte kullanılmaya basladı. Bu uygulama daha sonraları (özellikle Venedik'te on beşinci ve on altıncı yüzyillarda), resim dokumalı duvar örtüsü, sandık ve kasalarda ve tabiatıyla kitap ciltlemede kullanılmis ve en dayanıklı maddelerden biri olarak tarihe geçmiştir. Tabaklama tekniklerine geri dönecek olursak, kireç taşı tarafindan sağlanan kıllarını alıcı etki keşfedilmiş ve hatta günümüze kadar kullanımına devam edilmektedir. Geçen yüzyılın ortalarında krom tuzlarının keşfedilen tabaklama gücü dikkate alınarak, üretimde büyük bir aşama kaydedilmiş ve yüzyılın sonuna kadar pratik olarak tüm sanayi ürünlerinde uygulanmıştır.
Çığır yaratan elemanlardan bir tanesi de tabaklama çukurunu döner tambur ile değiştirip, üzerinde kesfedilen yeni tanen maddelerini kullanmak olmuştur. Sonuçta da tüm bu yenilikler ile, önceleri sekiz aydan bir yıla kadar süren tabaklama süresi günümüzde sadece birkaç güne kadar indirilmiş bulunmakta. Ancak gelin geriye doğru yine bir adım atarak, deri üzerinde kullanılan sistem ve araçlar üzerinde bir göz gezdirelim. Paleolitik zamanlardan neredeyse günümüze kadar geçen süre içinde, kullanılan proses ve araçların neredeyse hiç değişmediğini, sadece etkinlik ve konfor kazanarak bugüne kadar geldiklerini görürüz. Deriyi yüzme, kazıma, tıraşlama, perdahlama ve inceltme işlemlerinin neredeyse tarafımızca bilinen tüm uygulamalarda kullanıldığını görürüz. Bu da bize tabaklama isleminin insanoğlu tarihinde geçen tüm çağlarda el ele ilerlediğini, günümüzde bile kullanılan otomasyon yöntemleriyle geliştirilen "işlemecilik" uygulamaları ile günümüze kadar hassasiyet ve tecrübeler sayesinde gelişerek geldiğini gösterir.
<<
Back
|